İskender nerede bulundu? (Ve neden herkes bunu farklı anlıyor?)
Geçen gün arkadaş grubunda klasik bir muhabbet döndü. Hani her grubun vardır ya, biri bir şey sorar ve konu 10 dakika içinde “evrende yalnız mıyız?” seviyesine çıkar. Bizde de öyle oldu.
Bir arkadaş “İskender nerede bulundu ya?” dedi.
Ben de refleksle “İzmir’de Bornova taraflarında çıkmıştı sanırım” diyecektim ama sustum. Çünkü bir an fark ettim: Bu soru o kadar masum değil.
“İskender nerede bulundu?” dediğin şey, aslında tarih, mit, yanlış anlaşılma ve biraz da insan beyninin ‘ben bunu kesin biliyorum’ özgüveninin karışımı.
Ve dürüst olayım… ben de tam olarak nerede bulunduğunu sandığımı bilmiyordum.
Şimdi gel, bu konuyu İzmir’de yaşayan, sabahları simit + çayla ayakta kalan, akşamları da “ben hayatı çözdüm galiba” deyip sonra Netflix açan biri olarak birlikte açalım.
İskender kimdi? (Önce bunu karıştırmayalım, lütfen)
İlk kriz burada başlıyor. Çünkü “İskender” deyince Türkiye’de üç ayrı beyin devreye giriyor:
– Tarih seven: “Büyük İskender mi?”
– Aç olan: “İskender kebap mı?”
– Kararsız kalan: “Abi ya hangisiydi…”
Biz burada tarihi İskender’den, yani Büyük İskender’den bahsediyoruz.
Şimdi ben bunu düşünürken şunu fark ediyorum: Tarih derslerinde anlatılan bu adam sanki Google Maps gibi her yere gitmiş ama hiçbir yerde “şu an burada yaşıyor” etiketi bırakmamış.
Ve doğal olarak soru patlıyor:
İskender nerede bulundu?
İşte mesele burada başlıyor.
“Bulunmak” kelimesi neden bu kadar tehlikeli?
Arkadaş ortamında “bulunmak” kelimesi çok sinsi bir kelime.
Mesela biri “telefonum nerede bulundu?” der, çözersin.
Ama “İskender nerede bulundu?” deyince olay büyür.
Ben geçen gün bunu düşünürken evde koltuğun altına düşen kumandayı arıyordum. Kendime dedim ki:
“İnsanlık İskender’i bulamıyor ama ben şu kumandayı bulamazsam bu evde iç savaş çıkar.”
Hayat böyle bir ironi.
Gerçek cevap: İskender aslında nerede “bulundu”?
Şimdi ciddi kısmı araya sıkıştıralım ama çok ciddiye de girmeyelim çünkü İskender öyle bir karakter ki, ciddi anlatınca bile sanki biraz abartı kaçıyor.
Büyük İskender, Makedonya’da doğdu. Yani bugünkü Yunanistan ve Kuzey Makedonya civarları diyebiliriz.
Yani teknik olarak “bulundu” değil, “doğdu” kısmı var.
Fakat asıl karışıklık burada başlıyor: İskender’i insanlar genelde “nerede öldü?” ya da “nerede kayboldu?” üzerinden tartışıyor.
Çünkü bu adamın hayatı net bir “konum sabitleme” hikayesi değil.
Bir gün Pers’te, bir gün Mısır’da, ertesi gün “ben neredeyim ya” diye haritaya bakan bir gezgin gibi.
İzmirli bir kafayla İskender’i anlamaya çalışmak
Ben İzmir’de yaşıyorum. Burada hayat biraz daha “akışta kal” modunda.
Mesela arkadaşlarla Kordon’da otururuz.
Birisi der ki:
“Abi hayat ne ya?”
Diğeri cevap verir:
“Çay söyle de düşüneceğiz.”
İskender’i düşününce de benzer bir şey hissediyorum. Adam resmen “ben gidiyorum” deyip dünyayı dolaşmış.
Biz ise “migros’a gidip döneceğim” deyince bile üç kez telefon kontrol ediyoruz.
İşte burada zihnimde küçük bir iç ses beliriyor:
“Sen önce Bornova’dan Karşıyaka’ya git, sonra İskender’i sorgularsın.”
Peki İskender nerede bulundu? sorusu neden hiç bitmiyor?
Bu sorunun aslında üç farklı versiyonu var:
1. Tarihsel versiyon
“İskender nerede doğdu, nerede yaşadı, nerede öldü?”
Bu kısmı kitaplardan öğreniyoruz ama dürüst olayım, çoğumuz okurken bir noktadan sonra kafayı kapatıyoruz.
Çünkü tarih anlatımı bazen şöyle hissettiriyor:
“Bir adam doğdu, fethetti, gitti.”
Benim beynim de burada devre dışı kalıyor.
2. Mitolojik versiyon
İskender öyle bir figür ki, sanki biraz efsaneleşmiş.
Arkadaş grubunda biri abartılı bir hikâye anlatınca “İskender gibi adam” derler ya… işte o yüzden insanlar onu fiziksel bir noktada arıyor.
Ama böyle karakterler haritada bulunmuyor, kafalarda yaşıyor.
3. Günlük hayat versiyonu
Bu benim favorim.
Çünkü burada mesele İskender değil, bizim dikkat süremiz.
Bir konuya 10 saniye odaklanıp sonra Instagram’a geçiyoruz.
Sonra da “İskender nerede bulundu?” diye ciddi ciddi soruyoruz.
İroni burada başlıyor.
Bir gün arkadaş ortamında yaşanan gerçek olay
Bunu anlatmazsam olmaz.
Geçen yaz sahilde oturuyoruz. Hava sıcak, zihin zaten yarı erimiş.
Arkadaşlardan biri dedi ki:
“İskender nerede bulundu ya kesin Roma’da falan mı?”
Diğer biri hemen atladı:
“Yok kanka İstanbul’da bulunmuş olabilir, burada her şey bulunuyor zaten.”
Ben sessizce denize baktım.
İç sesim:
“Deniz bile bu konuşmadan daha net.”
Sonra biri Google’a baktı, üç saniye sonra konu değişti:
“Abi köfte mi yesek?”
İşte insanlık böyle bir tür.
İskender’in kayboluşu: Tarihin en büyük “offline” durumu
İskender’in mezarı bile tam olarak bulunamamışken, biz “nerede bulundu?” diye soruyoruz.
Bu bana biraz şunu hatırlatıyor: Telefonu sessizde kaybedip sonra “beni biri arasın da çaldırsın” demek gibi.
İskender resmen tarihte “çevrimdışı” kalmış bir figür.
Ve insanlık hâlâ onu “son görülme” üzerinden takip etmeye çalışıyor.
Gündelik hayatla bağlantı: Ben de aslında biraz İskender’im (ama market versiyonu)
Bazen sabah işe geç kalıyorum.
Evden çıkarken iç ses:
“Anahtar cebinde mi?”
Ben:
“Evet.”
Beş dakika sonra:
“Kapının önünde duruyorum ama içeri giremiyorum.”
İşte o an İskender’i anlıyorum.
Adam da sürekli bir yere gidiyor ama “tam olarak nereye gidiyorum?” sorusunun cevabı biraz flu.
Biz de günlük hayatta böyleyiz.
İskender nerede bulundu? sorusunun psikolojik tarafı
Aslında bu soru sadece tarih değil.
Biraz da kontrol hissiyle ilgili.
İnsan, büyük figürleri “bir yere koymak” istiyor.
Çünkü bilinmeyen şeyler rahatsız eder.
Haritaya koyamadığın bir hikâye, zihinde boşluk bırakır.
Ve beyin boşluk sevmez.
O yüzden sorar:
“Nerede bulundu?”
Aslında demek istediği şudur:
“Bunu anlayabiliyor muyum?”
Son bir düşünce (çok uzatmadan ama biraz uzatarak)
Gece eve döndüğümde bazen balkona çıkıyorum. İzmir’in hafif rüzgârı geliyor.
Şehir ışıkları, arabalar, uzak sesler…
O an düşünüyorum:
İskender’i gerçekten “bir yerde” bulmak mümkün olsaydı, o yer ne ifade ederdi?
Belki de cevap çok basit: O zaten bir yerde değil, bir hikâyenin içinde.
Ve biz hâlâ o hikâyeyi haritada arıyoruz.
Ben yine de arkadaş grubuna yarın şunu söylemeyi planlıyorum:
“İskender nerede bulundu bilmiyorum ama kesin bizim Wi-Fi’dan daha stabil bir yerdeydi.”
Ve muhtemelen kimse yine ciddiye almayacak.
Belki de en güzeli bu.
Bu içeriğimizle “İskender nerede bulundu” hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık. Deltahomes okurlarına sevgilerle!