Milli Kültürlerimiz Nelerdir? Bir İzmirli Gencin Gözünden
Milli Kültür: Bizim Her Anlamda Bizi Tanımlayan Şey
İzmir’de yaşayan biri olarak, bazen kendimi tam olarak nerede olduğumu bilemiyorum. Evet, şehirde yaşıyorum ama sanki İzmir’in her köşesinde farklı bir “ben” doğuyor. Çünkü İzmir, sadece şehir olarak değil, aynı zamanda kültür olarak da seni sürekli şaşırtan bir yer. Ve bu da beni “milli kültürlerimiz nelerdir?” sorusuna doğru bir şekilde yaklaşmaya zorluyor. Milli kültür, kelime anlamıyla, bizim kim olduğumuzu tanımlar, ama bazen o kadar absürd bir şekilde belirginleşir ki, gülmekten başka bir şey yapamazsınız.
Ama neyse, kültür deyince hepimizin aklına gelen o klasik şeyleri bir kenara bırakıp, günlük hayattaki komik ama bir o kadar da derin milli kültürlerimize bakalım. Sonuçta, her birimiz bir şekilde Türkiye’nin kültürel haritasının bir parçasıyız, değil mi?
Kahve ve Çay: Çıkmaz Sokağın Kültür Çıkışı
Milli kültürümüz dediğimizde, tabii ki ilk olarak çay ve kahve gelir. Kimi zaman “bir kahve içeyim, hayatımı toparlayayım” deriz ama gerçekten çayın, kahvenin arkasındaki derin kültürel kimliği sorgulamak, çoğumuzun aklına gelmez. İşte ben de öyle düşünüp, bir gün kafamda canlandırdım: “Çay bir halktır. Kahve bir devlettir.” Valla bunu düşündüm ve biraz komik geldi. Çünkü bir çay molası, aslında bizim bir araya gelip derin sohbetler yapmamızın temelidir. “Nasılsın, ne var ne yok?” diye başlar, sonra bir bakarsınız, politikaya kadar gitmişsinizdir.
Bir arkadaşım var, hadi ismini vermeyeyim, ama her sabah ofise çayla gelir. Çayı koyar, masanın etrafındaki herkesin birer fincan çay almasını sağlar. Ama işin ilginç tarafı, o çayın içinde “şekerli mi, şekersiz mi” sorusunu sorduktan sonra her kafadan bir ses çıkarmaya başlar. “Aman bana az şekerli ver, aşırı tatlı olursa günüm zehir olur.” “Bana şekerli, ama bir parmak fazla olsun.” İşte o anda benim iç sesim başlar: “Bu insanlar neden bu kadar hassaslar ya? Bir çay, iki kelime ve bir fincan muhabbetle geçiyor hayatımız.” Ama sonra bir anda fark ederim ki, “Aha, işte bu da milli kültürün en temel özelliği; o ince farklar, kültürün tuhaf detaylarında gizli.”
Düğünler: Gönül Verenler, Gerçekten Anlatılacak Bir Hikaye Bırakır
Evet, düğünler. Bir İzmirli olarak, düğünlerin ve özellikle de halayların hayatımda yeri büyük. Hatırlıyorum, bir akşam bir arkadaşımın düğününe gittik. Yani tam bir Türk düğünü: Gelin, damat, orkestralar ve herkesin içinden fırlayıp, halay çekmeye başladığı o an! Gerçekten, bir düğün vardı ve o düğün, aslında bir şarkı gibiydi. Başlangıçta bir kaç kişi halay çekmeye başlıyor, sonra bir anda herkes birbiriyle göz göze geliyor, hop! Hep bir ağızdan bağırarak halay çekmeye başlıyorsunuz. Ama işte bu durum, bir İzmirli için milli kültürün en çılgın halidir.
Düğünlerin en ilginç tarafı, geleneksel ritüellere uyulmaya devam edilmesidir. Mesela, gelinin başına takılan o yemeni, altınlar, halaya kimseyi zorlamadan katılım sağlanması… “Gelin, gelin!” diye bağıran halaycı amcaları hatırlatırım, çünkü orada durup sadece izlerseniz, bir anda amcanın “Gelin oynamaz mı?” diye ağlamaya başlayabileceğini unutmayın. Yani düğünler, aslında bu kültürün en yüksek sesle çaldığı melodilerdir.
Milli Kültürün Yolu: Neredeyse Hiç Bozulmayan Bir Mutfak
Ve geldik mutfağa. Türk mutfağı, başka hiçbir mutfakla kıyaslanamaz. Sadece döner ya da kebap falan değil, bazen en basit yemeğin içinde bile biz bir kültürün özetini bulabiliyoruz. Çünkü “milli kültürümüz” demek, tabakta bir yemek bulundurmak demek. Mesela, annem İzmir’de bile olsa, her gün yaptığı yemekler adeta bir savaş gibiydi. Bir gün makarna yaptı, ama ona “makarna değil, bu mantı” dedi, çünkü içinde biraz daha sos vardı. İşte buna “süper milli mutfak anı” denir.
Yemeklerin, içindeki tatların, biraz da ocağın başında harcanan emeğin aslında bizim kültürümüzü en iyi şekilde anlattığını düşünüyorum. Bir akşam, “Baba, ne yapacağız?” dediğimde, “Baba, hadi pazara gidelim” diyen bir kültürün parçasıyız.
Çünkü bizde yemek, bir kavramdan öte, bir ritüeldir. Çayını içerken, “Şu an ne yapıyorsun?” diye sorduğunuzda bile, o kişi, “Yemek hazırlıyorum” der ve saatlerce anlatmaya başlar. “Kısır mı yapalım, yoksa mantı mı?” diye tartışmalar çıkar. İşte o zaman, “Valla ben sadece biraz salata yiyeceğim ama ne diyeyim, buyur bakalım” diyerek kaybolduğumu hatırlıyorum.
Kısa Diyaloglarla Milli Kültür Üzerine Sohbetler
Bir arkadaşım: “Ya abi, Milli kültür nedir?”
Ben: “Sence 9’da kahvaltı yapmak mı, yoksa misafire ‘Bir çay içer misin?’ demek mi daha milli bir şey?”
Arkadaşım: “Çay tabii ki, ama kahvaltı da çok mühim. O yüzden 9’da çayı da kahvaltıyı da beraber yapıyoruz işte.”
İşte bu küçük, basit diyaloglar bile aslında milli kültürün her an karşımıza çıkabilen bir yanı. Kimi zaman bir çayın, kimi zaman da bir sabah kahvaltısının tüm halkı bir araya getiren bir şehri birleştirdiğini fark edersiniz.
Sonuç: Her Şey Kültür, Her Şey Bizim Tarzımız
Kültürümüz, ne kadar ileriye gitmek istersek isteyelim, hepimizin ortak paydası. Bazen bunu çayda, bazen düğünlerde, bazen yemeklerde buluruz. Milli kültürlerimiz aslında sadece geleneklerden ibaret değil; zamanla dönüştüğümüz, eğlendiğimiz, bazen gülümsediğimiz, bazen de derin derin düşündüğümüz her anın bir parçasıdır. Bütün bu anları düşündükçe bir şey fark ediyorum: Bizim kültürümüz, aslında her birimizin içinde, her zaman bir adım ileri gitmekle ama asla kendi geçmişini kaybetmemekle ilgili.
Kısacası, “Milli kültürlerimiz nelerdir?” sorusu sorulsa da, bu sorunun cevabı aslında tam olarak bizim kim olduğumuzu ve her an neyi paylaşmak istediğimizi gösteriyor. Hayatın her anı, bazen bir gülüş, bazen bir sohbet, bazen de bir yemekle bu kültürü yaşatıyoruz. Bu da işte, bizi biz yapan şeylerden biri.