İçeriğe geç

Psikoz evlenebilir mi ?

Psikoz Evlenebilir Mi? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme

İstanbul sokaklarında yürürken, her gün yüzlerce farklı insanla karşılaşıyorum. Kimisi kendini güçlü, kimisi kaybolmuş hissediyor, kimisi sadece “hayatını idame ettiriyor”. Toplu taşımada, işyerinde ya da bir kafede otururken, en çok gözlemlediğim şeylerden biri, insanların “normal” olma beklentisi. Oysa bu “normal” tanımı ne kadar sınırlayıcı ve ne kadar gerçeği yansıtan bir kavram? Psikoz gibi mental sağlık sorunları yaşayan bireylerin hayatlarını “normal” yaşayıp yaşayamayacakları da bu beklentinin bir parçası. Peki, psikozlu bir kişi evlenebilir mi? Bu soruyu toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden ele alalım.

Psikoz ve Evlenmek: İlk Bakışta Bir Çelişki Gibi Görünse de…

Psikoz, bir kişinin gerçeklik algısının bozulmasıyla karakterize edilen, halüsinasyonlar veya sanrılar gibi semptomlarla kendini gösteren ciddi bir zihinsel sağlık durumu. Psikoz, çoğunlukla şizofreni ve bipolardan türemektedir, fakat yalnızca bu iki hastalıkla sınırlı değildir. Toplumda ise, psikozlu bireyler hakkında yaygın bir önyargı vardır: “Psikozlu biri, normal bir yaşam süremez, evlenemez ya da başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kuramaz.” Oysa, insanlar bireysel olarak farklıdır ve psikozlu bir kişinin evlenme kapasitesi, o kişinin tedavi sürecine, destek sistemine ve bireysel durumuna bağlı olarak değişir. Ama toplumsal bakış açısıyla, bir psikoz tanısı almış bireyin evlenebilirliği hala büyük bir soru işareti.

Toplumsal Cinsiyet ve Psikoz: Kadınlar Daha Zorlanıyor

İstanbul’da bir sabah metroda, gözlerim bir kadına takıldı. Başörtüsüne ve mütevazı giyimine dikkatle bakarken, gözlerindeki huzursuzluğu fark ettim. Birçok kadın gibi, o da “normal” olma baskısı altında yaşamını sürdürüyordu. Psikoz gibi bir durum söz konusu olduğunda, kadınlar çoğunlukla daha fazla etki altında kalır. Toplumsal cinsiyet normları, özellikle kadının “aile kurma” ve “sosyal kabul” gibi alanlardaki beklentilerini daha da zorlaştırır. Psikozlu bir kadının evlenmesi, toplumsal cinsiyet rolleri yüzünden daha karmaşık hale gelir.

Kadınlar genellikle evlenme konusunda daha fazla baskı altındadır. Oysa, toplum, bir kadının psikoz tanısı aldığında onun “sosyal bir tehdit” haline gelebileceğini düşünme eğilimindedir. Kadınlar için evlenme, yalnızca kişisel bir hedef değil, toplumsal bir yükümlülük haline gelir. Psikoz gibi zorluklar, bu baskının daha da yoğunlaşmasına sebep olabilir. Kadınların evlenebilirliği, genellikle onların zihin sağlığından daha çok, toplumun onlara biçtiği rol ve değerler ile şekillenir.

Çeşitlilik ve Psikoz: Farklı Perspektifler, Farklı Zorluklar

Sokakta karşılaştığım her birey, her bir toplumun parçasıdır. Psikozlu bir bireyin evlenebilirliği meselesi, çeşitliliğin de bir parçasıdır. Bir kişinin zihinsel sağlık durumu, o kişinin kişisel yolculuğuna etki ettiği kadar, çevresindeki insanların ve toplumun da bu bireye nasıl yaklaştığına bağlıdır. Toplumun çeşitliliği ve bireysel farklılıkları kabul etme düzeyi, psikozlu bireylerin evlenip evlenemeyecekleri sorusunu doğrudan etkiler.

Çeşitliliğin farkında olan bir toplum, farklı yaşantıları, sağlık durumlarını, farklı ilişki biçimlerini daha kolay kabul eder. Ancak çeşitliliği reddeden bir toplumda, psikozlu bireyler, her zaman dışlanacak ve zorluklarla karşılaşacaklardır. Örneğin, bir psikoz hastasının evlenme kararı, çoğu zaman çevresindeki insanların bu bireye nasıl baktığına ve bu kişinin sosyal çevresinin nasıl yapılandığına bağlı olarak değişir. Çeşitli sosyal grupların bu konuda birbirinden çok farklı yaklaşımları vardır.

Sosyal Adalet ve Psikoz: Kimse Dışlanmamalı

İstanbul’un hareketli bir caddesinde yürürken, başıboş bir şekilde dolaşan birini fark ettim. Kıyafeti eski, yüzü ise üzgündü. Toplumda psikozlu bireylerin dışlanması, onları yalnızlaştıran en büyük sosyal sorunlardan biridir. Toplumsal normlar ve yanlış algılar, psikoz gibi zihinsel sağlık sorunları yaşayan bireyleri evlenemeyecek kadar “farklı” yapar. Ancak sosyal adalet açısından bakıldığında, bu algıların ve dışlanmanın önüne geçmek gerekir.

Herkesin evlenme hakkı vardır, zihinsel sağlık durumu ne olursa olsun. Psikoz tanısı almış bireylerin evlenme hakkı, temel bir insan hakkıdır. Eğer bir kişi tedavi alıyorsa, desteğe sahipse ve bir ilişki kurmayı istiyorsa, kimse ona bu hakkı engellemeye kalkmamalıdır. Her birey, toplumsal kabul ve anlayış içinde, hak ettiği şekilde ilişkiler kurma özgürlüğüne sahip olmalıdır.

Sonuç: Psikozlu Bireylerin Evliliği Sadece Bir Başlangıç

Sonuç olarak, psikozlu bireylerin evlenme hakkı, toplumsal normlara, cinsiyet rollerine ve sosyal adalet anlayışına sıkışmış bir konu olmasının ötesine geçmelidir. Psikoz, bir bireyin evlenebilme kapasitesini etkilememeli, yalnızca tedavi süreci ve kişinin kendine duyduğu güven etkilemelidir. Evet, psikozlu bireylerin evlenebilirliği zorlayıcı olabilir, ancak bu tamamen toplumsal önyargılarla şekillenen bir algıdır. Gerçek şu ki: Herkes, kimseyi dışlamadan, kendi yolunda ilerleyebileceği bir dünyaya layıktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
elexbet giriş adresitulipbett.net