İçeriğe geç

Erasmus’a gitmezsem ne olur ?

Merhabalar! Deltahomes sayfasında bu kez Erasmus’a gitmezsem ne olur üzerine odaklanıyoruz.

Erasmus’a Gitmezsem Ne Olur?

Bir bavulun kapağını kapatırken insan bazen yalnızca kıyafetlerini değil, ihtimallerini de yerleştirir. Peki ya o bavul hiç kapanmazsa? Başka bir ülkeye gitmemeyi seçtiğimizde gerçekten yalnızca bir yolculuktan mı vazgeçeriz, yoksa kendimiz hakkında öğrenebileceğimiz bir ihtimali de mi erteleriz?

Felsefenin etik, bilgi kuramı ve ontoloji gibi alanları tam burada önem kazanır. Çünkü “Erasmus’a gitmezsem ne olur?” sorusu, ilk bakışta eğitim veya kariyer tercihi gibi görünse de aslında “Nasıl yaşamalıyım?”, “Neyi gerçekten biliyorum?” ve “Ben kimim?” sorularına uzanır.

1. Etik: Gitmek Bir Görev mi, Bir Tercih mi?

Etik, insanın ne yapması gerektiğini ve iyi bir yaşamın ne olduğunu sorgular. Erasmus’a gitmek bu açıdan yalnızca kişisel bir fırsat değildir; özgürlük, sorumluluk, eşitlik ve başkalarıyla ilişki kurma biçimimiz hakkında da düşünmeyi gerektirir.

Aristoteles’e göre iyi yaşam, yalnızca tek tek hazların toplamı değildir. İnsan, alışkanlıklar ve deneyimler aracılığıyla erdemlerini geliştirir. Başka bir kültürle karşılaşmak; sabır, ölçülülük, cesaret ve açık fikirlilik gibi nitelikleri gündelik hayatın içinde sınayabilir. Güncel araştırmalar da Erasmus deneyiminin kişisel gelişim ve kültürlerarası farkındalıkla ilişkili olabileceğini gösteriyor.

ScienceDirect

+1

Fakat buradan “Erasmus’a gitmek ahlaken doğrudur” sonucu çıkmaz.

Özgürlük ile fırsat eşitliği arasındaki gerilim

Eğer ekonomik koşullar, bakım sorumlulukları, sağlık, çalışma hayatı veya başka engeller nedeniyle bir kişi gidemiyorsa, “Gitmedin çünkü istemedin” demek adil değildir.

Burada etik bir ikilem belirir:

Bir fırsatı değerlendirmek kişisel sorumluluk mudur?

Fırsata erişemeyenlerin koşullarını kim hesaba katmalıdır?

Kendini geliştirme arzusu ile mevcut sorumluluklar çatıştığında hangisi önceliklidir?

Kant açısından insanı yalnızca bir araç olarak değil, kendi başına amaç olarak görmek gerekir. Dolayısıyla Erasmus’u bir “CV yatırımı”na indirgemek, deneyimin insani boyutunu eksiltebilir. Buna karşılık faydacı bir yaklaşım, dil becerileri, istihdam, sosyal çevre ve kültürlerarası yetkinlik gibi toplam sonuçlara bakabilir.

Bu iki yaklaşım aynı soruya farklı cevap verir: Önemli olan deneyimin kendisi mi, yoksa ortaya çıkardığı sonuçlar mı?

2. Bilgi Kuramı: Gitmezsem Neyi Bilemem?

Epistemoloji, bilginin ne olduğunu, nasıl elde edildiğini ve inançlarımızı neyin haklı çıkardığını araştırır. Erasmus meselesinde belki de en ilginç soru şudur: Bir ülke hakkında çok şey okumakla orada yaşamak aynı şeyi bilmek midir?

Bir kültürü internetten inceleyebilir, yabancı dil öğrenebilir, farklı insanların günlük hayatlarını videolar aracılığıyla takip edebiliriz. Fakat bunlar, deneyimin bütününü temsil eder mi?

Sokrates’in sorgulayıcı tavrı burada anlam kazanır: Bildiğimizi sandığımız şeyleri yeniden sınamak gerekir. Başka bir ülkede yaşamak, alışılmış doğruların bazılarının aslında yalnızca alışkanlık olduğunu gösterebilir.

Örneğin markette alışveriş yapmak, dersin işleyişini anlamaya çalışmak veya aksan yüzünden yanlış anlaşılmak küçük olaylardır. Fakat bu küçük başarısızlıklar epistemolojik açıdan değerlidir: Kişi kendi varsayımlarının sınırlarını görür.

Deneyim gerçekten bilgiyi dönüştürür mü?

Burada çağdaş tartışmalı nokta ortaya çıkar. Erasmus araştırmalarında olumlu etkiler rapor edilse de uluslararası hareketliliğin kendiliğinden “daha açık fikirli” veya “daha bilgili” insanlar yaratacağı varsayımı sorgulanmaktadır.

ScienceDirect

Yani basit bir model kurabiliriz:

Yolculuk → deneyim → sorgulama → dönüşüm

Fakat zincirin ortasındaki “sorgulama” yoksa yolculuk yalnızca turizme dönüşebilir.

Bu nedenle Erasmus’a gitmemek otomatik olarak daha az öğrenmek anlamına gelmez. Evinde kalan biri de farklı insanlarla karşılaşabilir, yabancı diller öğrenebilir, başka kültürleri araştırabilir ve kendi düşüncelerini dönüştürebilir.

Asıl mesele kilometre değil, epistemik karşılaşmadır: Bizi gerçekten bilmediğimizi fark etmeye zorlayan bir deneyim yaşadık mı?

3. Ontoloji: Gitmezsem Kim Olurum?

Ontoloji, varlığın ve “ne olduğumuzun” sorusunu ele alır. Erasmus’un belki de en derin etkisi burada ortaya çıkar: İnsan bazen kendisini, ancak alıştığı çevreden çıktığında fark eder.

Kendimizi belirli bir şehir, dil, arkadaş çevresi veya toplumsal normlar içinde tanımlarız. Başka bir yerde bu referans noktaları zayıfladığında “Ben aslında neyim?” sorusu belirginleşebilir.

Stoacı kozmopolitanizm, insanın yalnızca belirli bir topluluğun üyesi olmadığını, daha geniş bir insanlık dünyasının parçası olduğunu savunmuştu.

Stanford Felsefe Ansiklopedisi

Kantçı kozmopolit eğitim düşüncesi de özgürlük, özerklik ve ortak bir dünya kurma fikrini merkeze alır.

Taylor & Francis Online

Fakat burada da romantik bir varsayıma dikkat etmek gerekir: Yurtdışına çıkmak kişiyi otomatik olarak “dünya vatandaşı” yapmaz.

Kimlik bir bavul değil, bir süreçtir

Erasmus deneyimleri üzerine çalışmalar, bazı katılımcılarda kimlik, bağımsızlık ve kültürlerarası bakış açısından değişimler görüldüğünü ortaya koyuyor. Ancak bu değişimin herkeste aynı biçimde gerçekleştiğini söylemek mümkün değil.

Taylor & Francis Online

+1

Dolayısıyla Erasmus’a gitmeyen kişinin hayatında bir “eksik parça” bulunduğunu söylemek felsefi açıdan fazla kolaycı olur.

Belki eksik olan bir deneyimdir. Belki de henüz gerçekleşmemiş başka bir deneyim vardır.

Deltahomes olarak Erasmus’a gitmezsem ne olur konusundaki bu yazıyı beğendiğinizi umuyoruz.

Erasmus’a Gitmemek Bir Kayıp mı?

Erasmus+ bugün öğrenme performansı, dil ve dijital beceriler, kültürlerarası farkındalık, özgüven ve toplumsal katılım gibi sonuçları desteklemeyi hedefliyor.

Erasmus+

+1

Fakat bir programın hedefleriyle bir insanın hayatındaki anlamı aynı şey değildir.

Gitmemek bazı ihtimalleri kapatabilir: başka bir şehirde kurulacak dostluklar, yabancı bir dilde yaşanacak ilk şaşkınlık, kişinin kendisiyle baş başa kalacağı o tuhaf akşamlar…

Ama hayat zaten gerçekleşmemiş ihtimallerden oluşur.

Belki asıl soru “Erasmus’a gitmezsem ne olur?” değildir.

Hangi deneyimi yaşamadığım için kendimi yıllar sonra merak edeceğim?

Ve daha zor olanı:

Gitmekten korktuğum için mi kalıyorum, gerçekten kalmayı seçtiğim için mi?

Felsefe bazen bize cevap vermez. Sadece kararlarımızın arkasındaki sessiz gerekçeleri görünür kılar. Erasmus’a gitmek de gitmemek de böyle bir karar olabilir. Önemli olan, seçimin ardından hayatımızın kapısını kapatırken içeride hangi ihtimali bıraktığımızı fark edebilmektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort elexbet giriş adresi tulipbett.net
https://www.bizimforum.com.tr https://cesurmakine.com.tr https://tuzlukayadegirmen.com.tr Sitemap